18 Şubat 2011 Cuma

Saçmalamak iyidir bazen.

Kadın hiç bilmediği bir koridorda ilerlerken kapalı kapılardan birisi gıcırdayarak açıldı.Kadın bir anlam veremedi ama sanki biri tarafından itiliyormuşçasına içeriye adım attı.Bu loş ortama bir türlü anlam veremedi gözlerini ovuşturdu ve etrafına tekrar baktı,bir piyano ve etrafındaki mumlar…Güzel kadın piyano çalmayalı çok zaman olmuş ve onunla ilgili anılarını tozlu raflara kaldırmıştı.Hep güzellerini anımsamak için koparmıştı ona göre anlamsız olan sayfalarını….Oda da öyle bir sessizlik vardı ki çığlık gibi keskin ve acı vericiydi.Kadın piyanonun önündaki kırmızı gördüğü sandalyeye oturdu,neden burada olduğunu ve ona aslında çok acı veren piyanonun karşısında oturduğuna bir anlam veremiyordu.Kim?neden yapsın ki bunu?neden onu bir zamanlar ağır yaralayan onun bütün hayatını bir hortum gibi dağıtan,altüst eden bu piyanonun başına oturttular ki?neden acı çekmesini istediler ki?çektikleri yetmemiş gibi!
Kadının gözlerinden damla damla akan yaşlar eteğine damlıyor ve ağır ağır uyuşuyor sonra sonra kendini kaybediyor ve usulca yere düşüyor,yüzünü o masum yüzünü hüzün kaplıyordu…
Ve sabah….Kadın gözlerini açtı, pencereden bembeyaz bir ışık odaya girmiş her yer apaydınlıktı dün geceden eser yoktu sanki.Piyanonun önündeki sandalyenin aslında beyaz olduğunu fark etti kadın.Yavaşça kalktı yerinden karnı acıkmış,saçları dağılmış ve kafası karışmıştı…Ve yine aynı sorular neden buradayım?kim bana acı çektirmek isteyen?
Kadın odanın bir köşesine gitti ve yüzünü kapatıp ağlamaya başladı,çığlık attı,yalvardı,özür diledi bilmediği her şey için,ve hayata küfretti tekrar o solgun yanaklarından yaşlar akıverdi….onun için ağlamayalı o kadar zaman olmuştu ki,şaşırıyor ve başı ağrıyordu…ne gelen ne de yemek veren hiç kimse yoktu…
Tekrar gece oluyor ve ortalık ağaçların o korkunç sesiyle bir kez daha irkiliyordu.Kadın köşesine çekilmiş bir ileri bir geri sallanıp duruyordu,ağaçların dev gibi ağaçların gölgeleri karşısındaki duvara yansımış kadın daha da korkuyordu ama çığlık atacak takati bile kalmamıştı…Sonra bir müzik sesi yükseldi etraftan, o zaman akıl etti kapıdan çıkmayı ve çıktı ‘yalnız değilim’diye geçirdi içinden ve ufak bir gülümseme yerleştirdi yüzüne.Müziğin olduğu yöne doğru ilerlerledi ve karşısına bir kapı çıktı yine her taraf karanlık  ve yine piyano ama bu seferkinden farklı olarak müziğin çaldığı ve onu buraya getiren eski bir radyo…
Ve yine sessizlik…
Kadın artık ümitsizliğe düşdü burada ölecek ve tüm hayalleri!Tüm halleri gözünün önüne geldi ve yapması gerekenler…aslında düşününce hepsi önemsiz geldi ona hiçbiri ona ait değildi sanki,aslında bunların hiçbirini yapmak istemiyordu.Ve hemen aklına piyanosu geldi bir zamanlar babasının parçaladığı ve piyano parçalarıyla onu da sokağa attığı günler geldi.Aslında o o zamandan beri müziğe aitti ve tabii müzikte ona.”yapamam” dedi içinden ”birdaha el süremem”ama öyle bir çalma açlığı oluşuyordu ki içinde bir yerlerde parmaklarını piyanonun üzerinde yerleşmiş buldu birden.İlk önce üfledi piyanonun tozu etrafa yayıldı ve kadın sanki güzel bir kokuyu içine çekermiş gibi piyanonun tozunu içine çekti,derin nefes aldı ve parmaklarını piyanonun üzerinde onu hissetmek istermişçesine gezindirdi,gezindirdi eskiden yaşadığı tüm mutsuz anılar inadına üvey babası inadına çalmaya başladı Sonra bozuk bir ses duyuldu oda da,  kadın yüzünü buruşturdu “beklide o adam haklıydı gerçekten beceriksizin tekiyim”dedi içinden,tekrar denedi çalmayı tekrar tekrar….sonunda oldu ve küçük çocuklar gibi sevindi,ona yakışmayan havalı,sinsi bir bakış yerleştirdi masum yüzüne, çaldığı o büyüleyici müzik etrafa yayıldı sanki tüm kuşlar ve korkunç sesler çıkaran ağaçlar sesini kesti bu müziği duyunca ve baş kaldıramayacaklarını anladılar sanki…kadın öyle bir geçiyordu ki kendinden açılan ışığı bile görmüyor ,gülümsüyor ve daha şiddetli çalıyordu, bırakmak istemiyordu sanki bir bebeğin bir anneye onu bırakmasından korkarmışçasına sarılması gibi,sanki bir uçurama düşecekmiş gibi,bırakmıyordu işte piyanoyu,çünkü Tanrı onu kendi için yaratmıştı ve yada o öyle inanmak istiyordu.
Ve birden aklına küçükken kurduğu hayaller geldi.
Dünyanın en müthiş piyanosunu çalan kız!parmakla gösterilecekti,özendirilecekti,taklit edilecekti,takip edilecekti.Ahhh hayaller onun için ne kadarda önemliydi.
Ve sonra aklına geçenlerde verdiği konferansta İNANARAK söylediği birkaç cümle aklına geldi…
“Hayallerde tıpkı Tanrıyı sevmek gibidir,nasıl tanrıya ulaşmak için  onun sevdiği her şeyi gözümüz kapalı yapıyoruz,hayallerimize de ulaşmak için yapılması gerekken şeyleri yapmamız gerekir ama ikisinin arasında bir fark var acı ve gerçek!Eğer Tanrının dediklerini şüphesiz yaparsanız vaat edilen her şeye sahip olursunuz ama hayallerin bir garantisi yoktur.Mesela ben!Ben burada olmak yerine şuan bir piyano konserinde sizlere konser vermekten daha fazla gurur duyardım bunun için çok çalıştım ama olmadı.Biliyor musunuz? buna vakit harcadığım kadar tanrıya harcasaydım şuan onun yanında olurdum.Ama bizi hiçbir şey yıldıramaz hem hayallere ulaşmak bu kadar kolay olsaydı bize çekici gelir miydi?”
Bu konferansı verirken ilk sıradan oturan adam kadının odasına gelmişti,kadın piyanoyla olan kötü anılarının hepsini ona anlatı vermiş ve buna hala bile inanamamıştı.Ama şunu çok iyi biliyordu o adama anlattıktan sonra içini bir huzur kaplamıştı.
Kadın bunları düşünürken ışığın yanık olduğunu fark etti ve piyona çalmayı bıraktı arkasına döndü ve işte yine o adam,adını dahi bilmediği onu piyano ile barıştıran o adam gülümseyerek kadına bakıyordu…Kadın hiçbir şey demeden adamın boynuna atladı ve aslında hayallerin er geç gerçekleşebilir olma olasılığına sımsıkı sarıldı.


5 yorum:

cem tüzin dedi ki...

ne saçmalamasından bahsediyorsun!

bence çok güzel olmuş bu yazı.
kendini biraz daha geliştirisen daha ii olacaksn.
ki geliştireceksin,daha yaın küçük,sen çok şeye imza atabilirsin,sadece hayallerinde vaz geçme...:)

aNCelik dedi ki...

off!cem bu gün yorumlarınla beni çok mutlu ettin,çok saol.

hayalerimden vazgeçmemeye kararlıyım:)

deep dedi ki...

yahu ancelik bunu sen yazdın ha.
:)
kendini çok sev olur mu?
:)

(piyona diil piyano)

aNCelik dedi ki...

evet ben yazdım:(

'piyona'yı da ben yazdım:)

(şttt çaktırma düzeltcem:))

deep dedi ki...

:)