mia,
ZoPPa ve
deep beni mimlemişler.Onlara öncelikle çok teşekkür ederim.
Mimin konusu:Blog açma hikayeniz? Buralara yolunuz nasıl düştü ve neler hissediyorsunuz? Bi anlatın bakalım..
Benim çok ilginç bir hikayem yok aslında.Blogspotu ilk defa ablamdan öğrenmiştim.Onun yazılarını okuyup vakit geçiriyordum sadece.Biraz da minnaktım.Birde o zamanlar izleyici yeri de yoktu,temalar sınırlıydı yani bukadar gelişmemişti blog işi.Ablam bu işe çok önceden başlamıştı anlıyacağınız,sonra ben de bir blog açayım dedim aklımdan geçenleri oraya dökerim belki benim bu güzel aklımı keşfederler kısa yoldan iş bulurum falan diye başlamıştım yaşım küçüktü o zamanlar,yazdıklarım bana çok akıllıca ve harika görünüyordu.Ama ablamdan başkası gelip ziyaret etmiyordu.Bende sinirlendim yazmamaya karar verdim.Ama o blog hala duruyor valla bazen yazdıklarıma gülüp "ne kadar safmışım lan!"diyorum.
Neyse.Geçen yaz facebookumu kapattım kendimi bir boşlukta hissettim baktım ablam yine bişeyler yazıyor bloga,bir başlayayım dedim sonra yine vazgeçtim.Blogger olarak tek Lazanya'yı tanıyordum ve okuyordum.Sonra kararımı verdim ama bu sefer o küçük beynime güvenip bu işe girmedim.İzleyicim olsada olmasada yazacaktım.Bir baktım ki!İzleyenim oldu bu beni sevindirmedi değil(
hatta çıldırttı hatta ve hatta biyerlerim havaya kalktı.)
Sonra Deeple tanıştım sonra Hazal,Mia,Cem,Bir ince ses,MeLLy,Lazi...Hepsini,hepinizi çok sevdim.Bu blog bağımlılık yaptı resmen.
Burda olmaktan mutluyum!
Deep,
Negzel,
Juli beni mimlemişler.Hepsine teşekkür ediyorum.
Mimin konusu:Her seferinde izlemekten zevk aldığınız, vazgeçemediğiniz Yeşilçam yapıtı hangisidir?
Aslında mimin konusu çok güzel ama seçim yapmak çok zor.Bir kere şunu belirtmek istiyorum.Ben ileri derece yeşilçam hastasıyım,sadece yeşilçam değil ben eskilere aşığım.Yani aslında ben bu dönemin kızı değilim yanlış bir zaman diliminde doğmuşum ben.Daha eski zamanlarda yaşasaymışım vatana millete hayırlı bir vatandaş anneme babamada evlat olurmuşum
(ama nerdeee?).Neyse doğmuşum bir kere artık geri dönüşü yok.Eğer cennete falan gidersem orda öyle yaşamayı planlıyorum.
Annemle Tarık Akan'nın hangi filmini izlesek "ahhh böyle bir damadım olsaa..."der durur
(Aslında hiç tipim değil).Ben omuz silkerim sadece.

İlk önce sanırım sizlere 'Ah nerede'filmini söyleyebilirim.Kesinlikle bıkmadan izlediğim bir filmdir.Artık konuşmaları ezberledim(o
nlardan daha iyi konuşup oynyabilirim falan).Gülşen Bubikoğlu'nun o çiçekler arasındaki sahneye vuruldum zaten,çok güzel bir görüntü kesinlikle.Hele o kız kardeşler!O filmi izlerken en çok onlara gülmüşümdür çok saflar ya valla.
Bir de romantik bir sahne olarak Tarık Akan'nın kızın evinin önündeki andır.Zaten o dönemde başlayan bu davranış artık erkeklerin sevgililerini küstürdüklerinde başvurdukları yollardan birisi olmuştur.Ve tabi kızlarında buna hayır diyeceklerini sanmıyorum.Gerçi bizim zamanızmızda aşklarda bozulduğu gibi romantizim anlayışıda tam anlamıyla değişti ya neyse.Ben bunları anlatırken aklıma Digiturk'ün reklemı geldi'ahh o ne evlilik teklifleri gördü...' falan filan.Birde yeşil çamın kesinlikle mutlu sonla bitmesine bayılıyorum.Ohh herkes mutlu huzurlu.
Mavi boncuk filmine bayılıyorum.Film bittiğimde ağzıma o güzel şarkısı takılı verir "Şu dünyada sevgi büyük ihtiyaç,Herkes sevmeye sevilmeye muhtaç..."gün boyu.Belkide şarkısına vurulduğum için sevmişimdir bu filmi bilmiyorum.
Birde Ayşegül var ya hani bıcır bişey,babası hapiste kardeşine o bakıyor sokaklarda şarkı söylüyor.O filmlerde hoşuma giderdi.Beyin yormayan sadece eğlenceli.He birde 'Hababam Sınıfı' evde tek izleyen benim bizim aile pek izlemiyor o filmi ve ya artık bıkmışlar bilemiyorum.ama ben seviyorum.
Benim liste böyle uzayıp gidiyor işte.
Mimlenenler:
Bendiss
marla
sindireLLa
modafobik
sıfır santigrat
Nameless