12 Şubat 2011 Cumartesi

ANCELİK'İN 'EZİKLİK' İSYANI

İlk önce ben bu dizilerdeki ezikleri neden bu kadar takıntı haline getirdim hiçbir fikrim yok.Acaba onlarda kendimi mi görüyorum?Yok Yok alakası yok ben öyle yalan söyledim bir kere,o bir kereydi yani.Ama her zaman da olmaz ki canım.Kızlar bir türlü akıllanmıyorlar bir hırs bir entrika almış başını gidiyor dizilerde.
Mesela küçük sırları pek izlemem yani denk gelirse belki,ama şu Adını Feriha koydum dizisi gerçekleri çok yansıtıyor bence.Mesela o durumda olan bir kız hayır demeyi öğrenemez ki!Oda istiyor zengin olsun,parası olsun.Ama bu kadarda istemek,özenmek olmaz ki!Ve bunu doğruymuş gibi önesürmek.
Şimdi Küçük Sırlar dizisindeki Çocuk Menüsü olan Meriç ve Adını Feriha koydumdaki Feriha.Düşününce ne kadar benziyor değil mi?

bu kızın okuldaki halide aynı ben hee!!

Ben bir zamanlar izlerken Meriçcikte hiçbir şeye hayır diyemiyordu.Bir kere yine ‘hayır’ lafını unuttu sanırsam Ayşegül ve saz arkadaşlarıyla beraber mağazaya gittiler.Ettikete bir baktı bizim ezikciğimiz ‘lan bir milyardan aşağı kıyafet yok iyi mi?’ dedi kendi kendine sonrasını hatırlayın sevgili okuyucum.Tuvallette bile giyilmez dediği rengarenk elbiseyi alıp çıkmıştı da annesinin başına bir sürü iş açmıştı,sırf ben EZİĞİM dedirtmemek için almıştı o elbiseyi.Yazık,valla yazık!
hiç eziğim diyor mu?!
Ferihacığımızı düşünelim onunda başına bir sürü iş açtılar bu gitti onlarla barıştı.Tamam barışta neden böyle  sıkı fıkı oluyorsun ki?Onu da geçtim hadi sen yellozla neden ‘terapiye’gidiyorsun!Tamam hadi gittin ayakkabıyı neden alıyorsun(ayakkabıda süperdi ama)!
Ah bizim gibi gençler bir türlü hiçbir şeye HAYIR! Diyemiyor.Zengini olsun fakiri olsun diyemiyoruz.Kız ailesinden utanıyor ekran başında ne kadar o durumda olan kız varsa hepsi ailesinden utanıyor.Birinin boğazı kesilsin iki gün sonra 10 kişinin boğazı kesiliyor.Bence reklamın iyisi de kötüsü de olmaz!Bazı şeyleri kameralara yansıtmamak gerek,bizim millet gördüğünü yapıyor bunu daha ii öğrenmek için daha kaç kişinin canı yanacak ki!
Bir zamanlar ‘anne katliamı’adı altında bir haber çıkmıştı.Bir gen annesini öldürmüştü sonra artık anneye sinirlenen akılsız gençlik annesini öldürdüler.İnsanların akıllarına gelmeyenleri böyle sırf para için reyting için Tv ekranlarına getirmek hiç doğru değil bence.
Artık Türkiye en çok dizi yapan ülke olmaya başladı birde bu yetmez gibi ihraç ediyoruz.Hele Arap ülkeleri dizilerimize bayılıyorlarmış.Bu gerçekten çok gurur verici bir şey ama biraz daha başarılı güzel diziler çeksek biraz daha iyiye yönelten…daha iyi olmazmıydı?
Mesela Araplar bizim Behlüle   yani Kıvanç’a resmen aşıklarmış kadınlardan bahsediyorum.Bunu geçenlerde bir dergide okudum Kıvanç T.kendi dillerinde bir isim takmışlar  ve kadınlar kocalarından beni Behlül gibi öpmelerini istiyorlarmış,tabi adamlar kızıp terlikle kovalıyormuş kadınları…Gümüş dizisinden sonra 4 boşanma yaşanmış bu yüzden.
Artık dizilerimiz bile ilgiyle izleniyor ve hayatlarında uygulanmaya çalışılıyorsa biraz daha dikkat edilmeli derim!
Ezikleri zavallı o onunda hakkı var başka çaresi olmazdı ki!demek yerine bunun yanlış olduğunu öğretmek lazım gelmez mi?
Belki bu tüm söylediklerim size yanlış gelebilir,hoşgörüyle karşılıyorum.Ben sadece kendi fikrimi söylemek istedim.Eğer izinde şikayetçi olduğunuz diziler varsa sadece izlememekle yetinmeyin,sonuna kadar direnin sonuçta reytingi az olan diziler ne kadar devam edebilir ki!

10 Şubat 2011 Perşembe

Dünya Değişiyor İnsanlar Daha da Değişiyor!

Şu iki gün sadece kendim için birşeyler yapmak istedim.
İlk önce bir liste yaptım en sevdiğim,yapmaktan zevk aldığım şeyleri yazdım bir kağıda.
  •   Alışveriş
  •   10 yıldır yiyip tadı hiç değişmeyen o olağanüstü,Ali Ustanın yaptığı dürüm.
  •    Güzel bir salep.
  •    Kuaförde birazcık bakım.
  •    Sinema
  •    Kitapçı(tüm kitapları koklamak o güzel kokusunu içine çekmek,tanıdık birini ararmış gibi sayfalarında gezinmek)
  •    Sessiz bir park ve uzanıp kitap okumak.
  •    Caddelerde öylesine dolanmak.
  •    Saatçi amcanın yanına gitmek ve ona yardım etmek.
  •    Eski gitar hocamı ziyaret etmek ve koyu bir sohbete girişmek.
Evet bunların hepsini yaptım,tek başıma....Herzaman tek  başıma gezip dolaşmaktan çok mutlu olmuşumdur,huzur bulmuşumdur.Yeni yeni yerler keşfederr ve oraları sahiplenirim.Bazı zamanlar gerçekten arkadaşa hiç ihtiyacım olmaz.Ama yinede Allah eksikliliklerini göstermesin:).Sınav stresim arkadaşlarımı gördükçe daha çok artıyor bellki de sebebi budur.
   Bunları yaparken tabi herşey çok güzel ilerlemedi.Salep içmek için güzel bir yere girdim tam siparişimi verdim ki merdivenlerden çıkan bir kız bayılıverdi.Benim yaşlarımda,solgun yüzlü bir kız.Hemen koştum baktım yapabileceğim hiçbirşey yoktu garsonları çağırdım,ambulansı aradık...Dikkatimi çeken ve hala bile etkisinden çıkamadığım kötü bir olay var ki bu da insanların artık ne kadar duyarsızlaştığının bir göstergesi.Kız bayıldığında yerinden aniden kalkan insanlar o kadar sayılıydı ki! Diğerleri sanki hiçbirşey olmamış gibi sohbetlerine devam ettiler.Bir başka acı olaysa ambulans! aradıktan bayağı sonra gelebildi.Bir kalp krizi falan olsa şuan kesinlikle ölmüştü.Birde şehrin göbeğinde ve çok ama çok tanınmış bir kafede gerçekleşiyor bu olay.Arkadaşları bile o kadar soğuklar ki...
  Geçenlerde buna benzer bir olay olmuştu,haberlerde görmüştüm.Bir yaşlı adam yanarak ölmüştü.Birisi çantasını almaya geri gelmişti ama adama bakmamıştı bile!Bağdat caddesinde eğer düşersen veya bayılırsan sana kızarlar ve kaldırmaya utanırlar!veya hep bana denk gelir bunlar.Verdikleri tepki şudur (arkadaşlarımın) "naptın sen!,hiiç düşülür mü! kal hadi kalk!"Diğerleri bakmaz bile.
   İnsanlar neden bu kadar duyarsızlaştılar bilmem ama ben hiç bir zaman değimeyeceğim.Eğer zenginlik,ululuk,üstünlük düşeni kaldırmamaksa  ben'düşen' olmayı tercih ederim.

                                                                                                                           Duyarlı Ancelik

3 Şubat 2011 Perşembe

Benim Yaptığımda Delilik

Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
Kar-ın coşkusu öyle bir içime işlemiş ki,kendimi buluvermişim karın ortasında...
Sabah yataktan kalkıp pencereden dışarı bakınca etrafı bembeyaz görmek kadar güzel şey var mıdır ki şu Dünyada?
Bayılıyorum beyazın o mükemmel rengine hele kırmızıyla birleşince süper bir görüntü çıkıyor ortaya ve tabiki benimle...
Soğuk soğuk diye yakınanlara yazık!
Şu havaya da yazık,nasıl olsa beğendiremiyor kendini sizlere...
Daha dün sokakta karlara basa basa giderken önümdeki kızlar havadan dert yanıyorlar ve bütün enerjimi alıp götürüyorlar...
Nesi varmış ki havanın!olması gereken bu değil midir?
Sıcak olsada 'ayy aman kıyamet yaklaşıyor'deyip sıcağada bir çamur atarız,insanoğlu işte,beğendirmek zor ki ne zor...
Herşeye rağmen anın tadını çıkarmak lazım.Geri gelmeyeceğini bile bile neden mutsuz olup heba edlim bu dünyayı.Bakın bana da biraz örnek alın(!).
Öyle bir kaptırmışım ki kendimi kısakolla çıkmışım yollara..

fena mı?
Tamam kabulediyorum benim yaptığımda delilik!

21 Aralık 2010 Salı

DÜŞENİN DOSTU OLMAZMIŞ

                                                                              20 Aralık 9
                                                                       Noel’e  12 gün kala
                                                                  Ancelik’in evinin yakınları
Ancelik her zaman ki gibi çok mutluydu.Tertemiz güne başlamanın mutluluğunu her yere saçıyordu.Islık öttüre öttüre elini yüzünü yıkamaya gitti,ardından güzel kahvaltı masasına oturdu ağır ağır kahvaltının tadını çıkardı.İçinde hiç ders çalışma isteği yoktu aman daha günün bitmesine çok var çalışırım deyip televizyonun başına geçti,biraz uyudu,ıhlamurunu yudumladı,anneannesinin yaptığı kurabiyeden yedi.Ondan mutlusu yoktu.Zil çaldı,misafirler gelmişti.Onun için bu gerçekten çok kötü bir şeydi.O vıcık vıcık sevgi akımından uzaklaşmak için saçını alelade bir şekilde ördü,kırmızı rujunu sürdü en sevdiği onu giyince kendini heidi gibi hisettiği montunu giydi.Sokağa çıktı,öyle bir yürüyordu ki dünyanın en güzel kızı oydu sanki,ama bilmiyordu ki arkadan ördüğü saçı maymun gibi görünüyordu.Anceliği ağır çekime alsak gossip girle taş çıkarır yürüyüşü vardı.Yoldan geçen erkeklerin güzellğine baktıklarını sanıyordu (yazık).Onun  için her şeyin berbat olduğu an başlıyordu işte!İlk önce markete gitmesi gerekiyordu 5 adet defter alması gerekliydi.Büyük marketin kapısından içeri girecekti ki yağmurun ıslatmış olduğu yerler buna izin vermemişti.Tam düşüyordu ki ‘hebele hübeleee’gibi bir ses çıkarttı ancelik. ve dünyada eşi benzeri görülmeyen hareketler yaptı.Düşmemişti ama düşmüş kadar rezil  olmuştu.İnsanların ona gülmesinden çok korkardı.Ama bilmiyordu ki insanlar onun maymun gibi hareketlerine çok güzlmüştü ve “düşse daha iyiydi lan bu ne?”demişti.
Ancelik istifini bozmadan defterlerin olduğu bölüme gitmişti.Bir kitap aldı,arkasına bir döndü ‘hooop’bütün defterler yerde.İçinden tamam sakin desede sakin değildi ancelik.Kitapları toplarken bir makas çarptı gözüne ve eski anılara daldı birden,o an resmen ağır çekimdeydi.
1.İTİRAF:Evet itiraf ediyorum.Yıl 2001 Amasya. ablamın saçları benden uzun diye onu çok kıskanıyordum.Birgün rüyamda ablamı gördüm bir ışık eşliğinde bana”gelll ahahaha,gelll..bu yol doğru yol gelll!”dedi.Bende aldım elime makası gittim ablamın yanına gizli gizli,elime ne geliyorsa kestim,sabah çıldırdı,Hastaneye kaldırdık.Evet yaptım tım tım…
Ağır çekim bitmişti,ancelik yavaş yavaş kalktı ve defterleri yerine kaldırdı.5 defteri aldıktan sonra,annesinin al dediklerini almak için bir üst kata çıktı.Şekerlere doğru yürüdü,şekerleri tam alacaktıki oda yere düştü onu almak için yere çömeldi.Ağır çekim tekrar devreye girdi ve anılara daldı ancelik.
2.İTİRAF:Yıl 2000 Amasya.Anneanneme şekeri,doktorun birisi yasaklamıştı.Artık çayları şekersiz içiyordu,ben ozamanlar küçüktüm.Bir kere denedim şekersiz çayı geri püskürttüm hemen.Anneanneme bu işkenceyi çektiremezdim.Bende çayına gizli gizli şeker koyuyordum.hep sorardı (yazık)”yavrum bu böyle şekerli gibi,töbe töbe?”bende “bilmem ki ölemi ya bunlar GDO lu ondan ondan…”tamam tamam itirafın içine bir itiraf daha sıkıştırıyorum GDO lu demiyordum.sonra anneanneme bir şeyler oluyordu fenalaşıyordu.Cık cık cık.
Ancelik apartopar şekeride koydu yerine,ama görevlilerin yüzü atmıştı artık.Marketin bilmem ne müdürü geldi.ancelik o an başladı “lilililili ambulans ambulans.”neyseki adam iyi çıktı da bir şey demedi.O an çok mutlu oldu ve o mutlulukla adama “abi abi!size baba diyebilir miyim yim yim”dedi(dermişim)
Neyse sonunda eve geldi.Anneannesi aşure edivermiş,onu komşulara dağıt dedi.Ancelikte üst komşudan başladı dağıta dağıta  aşağı inerken’pıt pıt pıt’indi yere o an da üst komşunun oğlu eve geliyormuş.Nasıl rezil oldu“yardıma ihtiyacın var mı?”dedi.Ancelik yok deyip kaçtı.
3.İTİRAF:yıl 2007 öğretmenler günü.Ödül almak için sahneye çıkıyordum merdivenden kabloya bir takıldım.”PIT PIT PIT”yere.Baktım babam gülüyor babamın yanına doğru gözüm kaydı babasının kucağına oturmuş bir velet,burnunu karıştıra karıştıra gülüyor bana, birde karıştırdığı burnundan çıkanları”hooopp”mideye.ıyk bir midem bulandı.Çıkışta çocuğa çelme taktım çocuk ‘pıtt pıt pıt’yere.Evet yaptım.Suç muydu ha?yaptım işte..şimdi bana ne yapacaksanız yapın!
böylelikle geçmişilede yüzleşmiş oldum.”Ahahaha yaşasın iylik!”
NOT:Yazmış olduğum yazı pazar günü yaşanmış bir olaydır.Bazı yazılarımı canım sıkıldığında yazıyorum önceden,sonra yayınlıyorum.Sınav yaklaşıyor ders hızını dahada artırmam lazım.Şuan dereceye girebliyorum ama daha iyilerini yapmam gerek.Müsadenizle ders çalışmaya gidiyorum.Neşeniz bol olsun....

19 Aralık 2010 Pazar

Merhaba çirkin kız,orada havalar nasıl?

Heyt beh!
Merhaba benim cici blogum,sana blog blog sevgi getirdim...
Tamam itiraf ediyorum geniş aileyi izledim,of birden dilime dolanı veriyor işte bende anlamıyorum.Yazıların bitmiş olması nedeniyleki sevincim çok geçmeden son buldu babamla kavga ettik bu seferde,sana herşeyi anlatmayı çok istiyorum ama engeller var işte...biran önce bloga en uygun ismi bulup kurtulmak istiyorum şu işgenceden.Şimdi size bir hikaye gibi gerçek bir masal yazmak istiyorum.Bu hikaye de sizin çok iyi tanıdığınız iki kişi baş rolü paylaşıyor.Bu ipuçlarını kafanızda birleştirin ama bazı şeyleri çaktırmayın.

Zamanın birinde çok güzel bir kız varmış,okadar güzelmiş ki bakan birdaha bakıyormuş.Bu kız büsbüyük bir sınava hazırlanıyormuş,bunun yanında da sorunları varmış.Masada inek,sokakta hanım kız,diğer zamanlardada kendine özgü bir güzelliğe bürünüyormuş.Rüyasında hep periler görüyormuş "bir gün mutlu olucaksın hissediyorum"diyorlarmış periler bu güzel kıza..Sonra aksakallı bir adam beyaz bir ışıkla beliri veriyormuş "gel bana gel bana..."diyormuş.Kız çok akıllıymış ve olağan üstü güçleri varmış bu yüzden kızı peri okuluna almışlar erkek kız karışık eğtim veriliyormuş bu okulda..Bizm güzel kızımız orda birisine vurulmuş Allahın hikmeti çocuğun adı 'f'ile başlıyormuş,bak sen.Bu kız F yi i.ten içe severken,bir gün tuvaleti gelmiş ve girmiş tuvalete.Arkasından bir kaç kız girivermiş,kızlar dedikodu yaparken bizim kız da onların konuşmalarına kulak misafiri olmuş.Bir üçken kafa peri diyormuş ki:"biliyor musun? F nin çıktığı birisi varmış,dün çıkmaya başlamışlar" diğer maymun görünümlü peri de ilginç sesler çıkartarak :"aboo,vaheyyy,wuuu,yaheeyahee"şaşkınlığını belli etmiş.Bunu duyan kzımızın bütün hayalleri yıkılmışartık perilik sınavına girsede bir anlamı yokmuş.Peri okulun bir üst kısmınada o zamanlar itopya diyorlarmış,itopyaya sınavına girmesi gerekkiyormuş. bizim kızda buna harıl harıl hazırlanıyormuş ve F ile gitmeyi hayal ediyormuş.Artık tek bir amacı varmış,F nin çıktığı o  kızı bulmalıymış...
Bir atasözü söyleyeyim size "anlayana sivri sinek saz,anlamayana davul zurna az"siz anlayanlardansınız bunu biliyorum.Of burada havalar çok kötü...